• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 25 TL                                                    SANDIK BİRİKİM FONU AYLIK ÖDENTİSİ : 50 TL

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05SANDIK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5006   1402-Pozcu şubesi  Mersin  İBAN :TR70 0001 00140264 4315 1250 06
 

    AİDAT VE BAĞIŞLARINIZ

SEVGİLİ OKULDAŞLARIMIZ;
DERNEĞİMİZİN BÜNYESİNDE KURULMUŞ BULUNAN YARDIMLAŞMA SANDIĞIMIZDA
14 ÜYEMİZ VAR VE TOPLAM 38.000 TL BİRİKİMİMİZ BULUNMAKTADIR.
BİZLER BİRİKİMİZ KARŞILIĞINDA
ALDIĞIMIZ BORÇ PARALARI FAİZSİZ OLARAK GERİ ÖDEMEKTEYİZ.
SADECE % 2 BAĞIŞ YAPMAKTAYIZ. BU DA SANDIĞIMIZIN GELİRİNİN ARTMASI İÇİNDİR.            
SİZLERİ DE HEM BİRİKİM YAPMAK,
HEM DE FAİZSİZ BORÇ PARA ALMAK İÇİN SANDIĞIMIZA ÜYE OLMAYA BEKLİYORUZ.



 
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret309255
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 

İsmet Kadıoğlu

İsmet Kadıoğlu
ismetkadioglu1950@yahoo.com
YANLIŞ BİLİNEN ATASÖZLERİ ve DOĞRULARI
03/01/2018

Günlük hayatımızın konuşma dilinde, anlatmak istediğimiz konuları daha iyi anlatmak ve anlamı güçlendirmek için, birçok atasözü ve deyim kullanırız. Kullandığımız bu sözleri ve deyimleri yanlış kullanıyor olabilir miyiz? Siz atasözleri ve deyimleri, konuşurken hatta yazarken yanlış kullanıyor musunuz acaba? İşte bu bazı sözlerin aslı nedir ve biz nasıl kullanıyoruz? Değişik bulduğum bu konuda bildiklerim ve derlediklerimle, yanlışları düzeltme adına, sizlerle paylaşmak istedim.

“Güzel Bakmak Sevaptır”
“Güzele bakmak sevaptır” deriz değil mi? Bu söz bu şekliyle yanlış kullanılıyor. Doğrusu; “Güzel bakmak sevaptır” olacak. “Güzel bakmak sevaptır” deyiminin gerçek olmayan bu ifade şekli, gerçek anlamdan uzak ve her ortamda kullanılamayacak ifade. “Güzel bakmak sevaptır”; tabi güzel bakmak mantıklı olan, sevabından da bahsedilir. İnsana, mahremiyeti olan birine bakmada, sevap hanesinden bahsetmek olmaz. Yani sevap hanesine yazılamaz. Güzel bakmanın sevap hanesine yazılabileceği doğrusu.

 “Sus Küçüğün Söz Büyüğün”
“Su küçüğün, söz büyüğün” ya da “Sus küçüğün, söz büyüğün.”
Bu sözde,  “Su küçüğün söz büyüğün” değil; doğrusu “Sus küçüğün söz büyüğün” diyemiyoruz. Zira bu sözün, her iki anlamda değişik zamanlarda kullanılmış olduğunu görüyoruz. Farklı kaynaklar her ikisini de ele alıp, her iki ifadeyi de doğrulamaktadır.

“Su küçüğün, söz büyüğün” de; suyun önce küçüklere ikram edilmesi ifade ediliyor. Küçüklerin susuzluğa daha az dayanaksız olduğunu düşündüğümüzden atasözü düşünülmeden bu şekliyle kabul görmüş olabilir. Bu sözü Oğuz Türkçesi’nde “Söz ulunun su kiçinin” (Kiçi: Küçük)şeklinde kaydedilmiştir. Ahmed Vefik Paşa’nın Müntehabat-ı Durup-ı Emsal eserinde ise, “Su küçüğün, söz büyüğün (Söz büyüğün sus küçüğün)” şeklinde geçmektedir.

Mehmet Akif Ersoy’un Safahat eserindeki “Dirvas” şiirinde bu atasözü şu şekildedir:
Der: Sus a çocuk, büyük dururken,
Söz sadır olur mu hiç küçükken?

Mehmet Akif, büyükler dururken küçüklere söz düşmez anlamında kullanmış. Özellikle öncelikli konuşmak büyüklere, susmak küçüklere aittir denmiş sanırım.

Cumhuriyet dönemi atasözleri ve deyimler sözlüklerinde bu atasözü; “Su küçüğün, söz ulunun”, “Su küçüğün, sofra büyüğün”, “Küçüğe su, büyüğe yol” gibi değişik şekilde kullanıldığını görüyoruz.
Genel anlamda; susmak, hizmet, su vermek, çok kişinin bulunduğu bir yerde önce su içmek, küçüklere ait. Sofra kurmak, yemeğe önce başlamak, konuşmaya önce başlamak büyüklere ait.
Bu atasözünden şunu anlıyoruz: Her şeyin bir sırası vardır; bu sıralama da yaşlarına, kültürlerine vb. özelliklerine göre yer alırlar.

Bu atasözünde ‘su’ ile ‘sus’ aynı anlama gelmemekle beraber anlam farklılığından dolayı söz hem, “Su küçüğün, sofra/ söz büyüğün” olarak, hem de, “Sus küçüğün, sofra/söz büyüğün” şeklinde kullanıldığını görüyoruz.

“Kısa Kes Aydın Abası Olsun”
“Kısa kes Aydın havası olsun” değil, doğrusu; “Kısa kes Aydın abası olsun.”
“Kısa kes”den maksat, az ve öz konuş uyarısıdır. Zira çok dinlemek için iki kulağa, az konuşmak için de tek dile sahibiz denebilir. Fazla ve gereksiz tekrarlı konuşmalar yaparak karşımızdaki kişiyi rahatsız etmemek gerekir. 
Lafı uzatma, kısasını söyle demek istediğimizde “kısa kes Aydın havası olsun” deriz. Acaba neden böyle deriz, bir bakalım. Bunun için de ‘aba’  kelimesi üzerine bir duralım.

Abanın sözlüklerde kalın, kaba, kışlık kumaş türü… veya benzeri bir tanımı olduğunu görürüz. Aslında ‘aba’, genellikle deve tüyü veya dövme yünden elde edilen ilkel, dikişsiz, kalın kumaştır. İplik kullanımı yaşantımıza girene kadar giysilerimize aba kumaşı hakimdi. ‘Aba’ genelde giysi türlerine verilen ad olarak da değerlendirilebilir. Yani, ceket, palto, pantolon, gömlek… gibi giysilerin adının ‘aba’ olduğu görülür. Ayrıca bu kumaştan yapılmış Ege bölgesinin efelerinin giydiği, yakasız ve uzun üstlüğe de aynı ad verilir. Yani ‘aba’ kumaş ismi ama, bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlüğe de ‘aba’ adı verilir.

‘Aba’ kelimesi, değişik tür ve anlamlardaki deyimlerin doğmasına da sebep olmuştur. “Abayı yakmak”; sevdalanmak anlamında olmalıdır. Delikanlının paltosunu (abasını) sevdiği kızın evine yakın veya göreceği bir yerde, yarı yanık bırakmasına dayanır “abayı yakmak”.

 

“Aba altından sopa göstermek”; çobanın eğitimli köpekleri ve eğitim için bir de yavrusu(enik) vardır. Çoban yemek yerken eğitimli köpekler, çoban karnını doyurmadan sıra kendilerine gelmeyeceğini bilir. Ama yavrusu(enik) bilmez ve çobanla birlikte sofraya oturmaya kalkar. Çoban da elindeki sopasını abasının altından bir iki kere gösterir. Enik bunu da anlamazsa sopayı yiyecektir.

“Vurun abalıya”; iplik ve dikiş makinesi günlük hayatımıza girmeye başlamasıyla ‘aba’ fakir fukaranın, köylünün giysisi olmuştur. Artık ‘aba’ giyen yoksul kişidir. Zengin suç işleyecek değil ya, suç yıkılır abalının üstüne.
Ölen birinin arkasından “abayı büründü de gitti” ağıtı yakıldığını da görüyoruz. Buradan da anlaşıyor ki, ‘aba’ kefen bezi yerine de kullanılıyormuş.

Aydın efesi ve zeybek giysilerinden şalvar diz kapaklarına gelir ama diz kapaklarını örtmez. Onun için özellikle Aydın ve çevresinde “Kısa kes Aydın abası olsun” deyişi vardır. “Aydın abası” mı, “Aydın havası” mı?
Kısa kesilerek dikilen bu ‘aba’ giysisinin birçok sebebi ve görevi vardır; dağda bayırda, zaptiyeden daha hızlı olmak, ayrıca çalıya çaltıya takılmamak gerekir onun için kısa şalvar şarttır. Diğer efe zeybek giysilerinde aynı durum vardır.

 “Aydın Abası Olsun”un Hikayesi
Eskiden Balıkesir’de  çok güzel ‘aba’lar dokurlarmış. Hem dokunan kumaşın ismi ‘aba’, hem de bu ‘aba’dan dikilen ve şalvarın üstüne giyilen ceketin adı ‘aba’ imiş. ‘Aba’yı genellikle, fakir ve orta halli halk giyermiş. Daha varlıklı olanlar ise çuha giyerlermiş.

Balıkesir’e yolu düşen bir adam, ‘aba’ kumaşından bir elbiselik almış, memleketine götürmüş. Terzi, adamın ölçüsünü aldıktan sonra; bu ‘aba’ hem üstlük hem de şalvar dikmeye yetmez, deyince müşteri terziye bağırmış. Yahu nasıl yetmez nasıl çıkmaz? Etekleri “kısa kes aydın abası olsun”, demiş. Bu söz dilden dile dolaşır olmuş.

“Az söyle, sakın uzatma sözü,
Kısa kes de Aydın abası olsun.
Sözle anlaşılır insanın özü,
‘Kısa kes Aydın abası olsun’.”
Daha sonra bu söz “Aydın havası”na dönüşmüştür. Bu deyim, sözünü ya da yaptığı işini gereğinden fazla uzatanları ikaz etmek için kullanılır. Ve anlattıklarımıza göre bu sözün yanlış kullanım şekli “Kısa kes Aydın havası olsun” iken doğrusu “Kısa kes Aydın abası olsun”dur. 
Hoş kalın. Ocak 2018, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

 

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
227 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE - 06/06/2018
ane gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz/ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50.YIL - 16/05/2018
Bir varmış bir yokmuş 50 yıl öncesinde deniz kenarında
ELİNİN KÖRÜ, FUKARA, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE'YE - 02/05/2018
Deyim: gerçek anlamında ayrı bir anlamı ve farklı bir anlatımı
KIZILELMA ÜLKÜSÜ - 31/03/2018
Milleti ve milliyeti anlamak için öncelikle kendi geçmişimizi çok iyi bilmemiz gerekir
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) - 08/03/2018
Üslup, Arapça bir kelimedir. Edebi olarak. kendine has anlatım şekli olduğu ifade edilir
TARİH GEÇMİŞİMİZİ GÖSTEREN BİR AYNADIR - 08/02/2018
İnsan bugününve geleceğini geçmişine bakarak planlaması gerekir.
"3H SINIFI ARKADAŞLARI GURUBU" (Mersin Öğretmen Okulu) - 02/12/2017
3H sınıfı arkadaşları gurubu Temel'e mektup Ve Mersin Öğretmen Okulu'da..
BİZ DİYEBİLMEK YÜRÜYÜŞE DEVAM ETMEKTİR - 02/11/2017
68 yaşım olan bugünkü yaşıma kadar çok insan tanıdım
BABA EVLAT ve DEDE - 07/10/2017
Baba çocuğu için koruyucudur
 Devamı
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 31° 23°
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.75114.7702
Euro5.49305.5150