• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 25 TL                                                    SANDIK BİRİKİM FONU AYLIK ÖDENTİSİ : 50 TL

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05SANDIK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5006   1402-Pozcu şubesi  Mersin  İBAN :TR70 0001 00140264 4315 1250 06
 

    AİDAT VE BAĞIŞLARINIZ

SEVGİLİ OKULDAŞLARIMIZ;
DERNEĞİMİZİN BÜNYESİNDE KURULMUŞ BULUNAN YARDIMLAŞMA SANDIĞIMIZDA
14 ÜYEMİZ VAR VE TOPLAM 38.000 TL BİRİKİMİMİZ BULUNMAKTADIR.
BİZLER BİRİKİMİZ KARŞILIĞINDA
ALDIĞIMIZ BORÇ PARALARI FAİZSİZ OLARAK GERİ ÖDEMEKTEYİZ.
SADECE % 2 BAĞIŞ YAPMAKTAYIZ. BU DA SANDIĞIMIZIN GELİRİNİN ARTMASI İÇİNDİR.            
SİZLERİ DE HEM BİRİKİM YAPMAK,
HEM DE FAİZSİZ BORÇ PARA ALMAK İÇİN SANDIĞIMIZA ÜYE OLMAYA BEKLİYORUZ.



 
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret313508
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 

İsmet Kadıoğlu

İsmet Kadıoğlu
ismetkadioglu1950@yahoo.com
İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE
06/06/2018

Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz/Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz: Sözdeki ‘Ana’nın aslı ‘Ane’dir. Ane, Bağdat’ta bir uçurumun ismi. Yar ise, uçurum anlamındadır (Deveyi ‘yar’dan/uçurumdan uçuran bir tutam ottur sözündeki ‘yar’ aynı yardır.). Atasözünün aslı, “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”dır. Ancak, “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” şekli de, kullanıla kullanıla asıl gibi olmuş ve böyle de kullanılır olmuştur. Çünkü bu şekliyle de anlamlı,  kullanılması güzel ve yanlış olmaz. İnsanın kendine en yakın hissedebileceği kişi, onu doğuran annesidir. Çevremizdeki insanlar içinde anamız kadar bize candan bağlı yakın dost yoktur. “Ana gibi yar..” şeklindeki sözdeki ‘yar’, dost anlamındadır. Kişinin annesi diğer insanlar içinde yeri farklıdır. Ana kadar karşılıksız çocuğunu seven, ona gönülden bağlı, bir dost yoktur. Sevgi çeşitleri içinde ‘ana sevgisi’ karşılıksız sevgidir ve en güzel olan sevgi çeşididir. Başımız dara düştüğünde Hızır gibi yetişip elimizden tutmaya çalışan ve tutan ana… Sevgide farklı, kalpte farklı, koşuda farklı, yedirmede- giydirmede farklı olan bir melektir ana..

Atasözünün her iki halinde de söz konusu yer Bağdat’tır. Ve sözlerde Bağdat’ın önemi söz konusudur. Bağdat’ın farklı bir yer/diyar olduğu ve farklılığı anlatılmaktadır. Her iki sözden birincisinde uçurumun farklılığı, ikincisinde de ‘ana’nın farklılığı anlatılırken, her iki sözde de Bağdat’ın önemli bir yer olduğu anlatılmış/anlatılmak istenmiştir.
Sözün gerçeğinde anne değil Bağdat yakınlarında ismi Ane olan uçurumundan bahsedilmektedir. Yar kelimesi de uçurum anlamında kullanılmıştır.

Şehirler içerisinde Bağdat; Osmanlı dönemi ve daha öncesinden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. Bağdat; insanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere ve güzelliklere sahip bir şehirdir. Evlatlar için de annenin diğer insanlar içinde yeri farklıdır.

“Ane gibi yar olmaz” sözünden de şunu anlıyoruz: Ana gibi de, sarp, ama manzaralı yar/ uçurum olmadığını anlatmak istediğini anlıyoruz. Ancak, Bağdat Osmanlılar için o kadar önemli bir şehir ki, ‘ane’yi ‘ana’ yapıvermiş. Tıpkı “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” sözüyle Bağdat’ın çok eskilere dayalı bir ilim merkezi olduğunun bilinmesi gibi.

Haydan gelen huya gider/ Hayy’dan gelen Hu’ya gider
Bu sözün aslı, “Hayy’dan gelen Hu’ya gider”dir. Hayy, Allah’ın isimlerinden biridir.  Ezeli ve ebedi canlı, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan anlamındadır.
Hu ise, “O” anlamına gelir. Allah sözü yerine kullanılmıştır. Bu söz, Allah’tan gelenin Allah’a geri döneceğini anlatır. Kısaca her şey kalıcı/baki değildir, gelip geçicidir. Genelde çaba harcamadan/emek vermeden kazanılan şeylerin kolay kaybedilebileceği gibi düşünülür. Ancak, tam anlamı Allah’tan gelen Allah’a giderdir.

Yorulmadan ve emeksiz elde edilen şeylerin kolay harcanabileceğini düşünür ve biliriz. Atadan kalan malların bazı kişilerin har vurup harman savurduğunu söyleriz. Bu sözün anlamı da şöyledir: Sonunu düşünmeden hesapsızca harcayıp tüketmek. Genelde kişi kendi kazanmadığı malları harcarken böyle yapar. Buna kıymetini bilmemek denir.

“Haydan gelen huya gider” atasözünün anlamı ise şu şekilde: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar. Bu söz içinde geçen “Hay”ın Allah, “Hu”nun da Allah yerine kullanıldığı zaman, Allah’tan gelen yine Allah’a gider anlamı çıkar. Kolay ve emeksiz kazanılan şeylerin kıymeti bilinmeden tekrar Allah’a geri döner. Emek sarf edilerek ve alın teri dökerek kazanılan tüm dünya varlıkları kalıcı şeylerdir.

Bu atasözümüz, zamanla tamamen değişime uğramış, değişmiş atasözlerimizden birisidir.  Sözün aslının anlamı, “Allah’tan gelen, Allah’a gider”dir. Mecazi anlamı ise çok daha farklıdır. Haydan gelenin huya gitmesi, emek harcamadan, çalışıp alın teri dökmeden elde ettiğimiz şeylerin, bir anda yok olabileceği, bizden gideceği anlamındadır.

Kaliteli yaşamamızı sağlayacak şeyleri elde etmemiz; zenginliği, başarıyı, mutluluğu yakalaya bilmemiz, bazı olması gerekenleri yerine getirmemizle ilgilidir. Bunlardan biri para kazanmaktır. Dünyada yaptıklarımızdan zevk almamızın temelinde para olduğu düşünülür.  Para kazanmak meşru yollarla olmalıdır. Parayı kazanmanın meşru olanı ise, çalışmak ve emek vermektir. Çalışmayı, alın teri dökmeyi kendisine ilke edinenler, başarılıdır ve çok fazla kazanç elde etme imkanına sahiptir. Çalışarak, emek vererek elde edilmiş kazancın hem bereketi çok olur hem de kalıcıdır. Zorluklarla ve terleyerek kazanan insan, kazancını kaybetmemek için de her şeyi yapar. Ancak hazıra konan, baba mirası yiyen veya oradan buradan gelen paranın, zenginliğin kıymeti bilinmez. Kişi onu hızla harcamaya, çarçur etmeye başlar. Varlığı çabuk tüketir.

Oğlu babasına, baba ben büyüdüm artık evlenmeliyim der. Baba oğluna tamam oğlum bugün 1 (bir) lira kazan bana getir seni evlendireyim der. Oğlan annesinden bir lira ister ve babasına gün sonu getirip verir. Baba bir lirayı balkondan aşağı atar. Ve bir lira yarın da kazan getir der. Oğlan yarın da abisinden bir lira alıp akşama babasına getirip verirince baba yine balkondan aşağıya fırlatıp atar. Baba yarın da bir lira kazanıp getir ondan sonra seni evereyim der. Yarına oğlanın bir lira alıp getireceği kimsesi yoktur. Çaresiz kendisi çalışıp bir lira kazanıp babasına getirir. Baba tekrar bir lirayı balkondan atacağı sırada; daha öncekilere bir tepki göstermeyen oğlan bu kez babasının elini hızlı bir hareketle tutar ve parayı attırmaz. Ve baba tamam oğlum seni evereyim der. Terleyerek kazanılanı insan, kazandığını kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapar. Kendi kazandığının kıymeti bilirsin. Hazıra konulan malın, baba mirasının kıymeti bilinmeyebiliniyor.

Başarılarımızın, elde ettiklerimizin kalıcı olmasını istiyorsak, onları çalışarak elde etmeye özen göstermeliyiz. Aksi takdirde, dünyanın tüm hazineleri ayağımıza serilse dahi, elimizden hemen gidecek, kaybolacaktır.

Konumuzu bir alıntı yazı ile bitirelim:
Yaşlı bir avcı ile bir delikanlı birlikte ava çıkarlar. Bir dağın eteğine yavaş yavaş tırmanırlarken rüzgarın, kurumuş ot öbeklerini köklerinden söküp sürüklediğini gördüler. Rüzgar, bu kurumuş ot topaklarını sağa sola savurduktan sonra, dağın hemen kuytusundaki büyük bir çukura doldurmaktaydı. Bu durum, delikanlının çok ilgisini çekti. Yürümeye devam ederlerken iki de bir durup rüzgarın kurumuş otlarla oynadığı bu oyunu izliyordu. Delikanlının durup durup geriye baktığını gören yaşlı avcı:
“Nereye bakıyorsun öyle?” Diye sordu.
“Rüzgarın yaptığına bakıyorum,” dedi delikanlı. “Otları yerlerinden çıkardı; sonra onları toplayıp şu aşağıdaki çukura doldurdu.”
Çukurda birikmiş kuru tor topaklarına bakan yaşlı avcı, başını salladı.
“Böyledir bu… Haydan gelen huya gider” dedi. Delikanlı soru dolu gözlerle yaşlı avcıya baktı:
“Hay nedir?”
“Bayır demek… Eskiden bayırlara hay derdik.” “Ya huy?”
“O da çukur demek… Eskiden huy derdik.”
Hoş kalın. Haziran 2018. Anamur. İsmet Kadıoğlu.






Paylaş | | Yorum Yaz
95 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ALİ KUŞÇU, HZ. SÜLEYMAN, AVA GİDEN AVLANIR ve 15 TEMMUZ - 19/07/2018
1403 yılında Semerkantta doğdu. İlköğrenimini Semerkentte yaptı
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50.YIL - 16/05/2018
Bir varmış bir yokmuş 50 yıl öncesinde deniz kenarında
ELİNİN KÖRÜ, FUKARA, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE'YE - 02/05/2018
Deyim: gerçek anlamında ayrı bir anlamı ve farklı bir anlatımı
KIZILELMA ÜLKÜSÜ - 31/03/2018
Milleti ve milliyeti anlamak için öncelikle kendi geçmişimizi çok iyi bilmemiz gerekir
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) - 08/03/2018
Üslup, Arapça bir kelimedir. Edebi olarak. kendine has anlatım şekli olduğu ifade edilir
TARİH GEÇMİŞİMİZİ GÖSTEREN BİR AYNADIR - 08/02/2018
İnsan bugününve geleceğini geçmişine bakarak planlaması gerekir.
YANLIŞ BİLİNEN ATASÖZLERİ ve DOĞRULARI - 03/01/2018
Günlük hayatımızın konuşma dilinde, anlatmak istediğmiz konuları
"3H SINIFI ARKADAŞLARI GURUBU" (Mersin Öğretmen Okulu) - 02/12/2017
3H sınıfı arkadaşları gurubu Temel'e mektup Ve Mersin Öğretmen Okulu'da..
BİZ DİYEBİLMEK YÜRÜYÜŞE DEVAM ETMEKTİR - 02/11/2017
68 yaşım olan bugünkü yaşıma kadar çok insan tanıdım
 Devamı
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
28° 33° 27°
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.99026.0142
Euro6.82196.8493