• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 25 TL                                                    SANDIK BİRİKİM FONU AYLIK ÖDENTİSİ : 50 TL

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05SANDIK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5006   1402-Pozcu şubesi  Mersin  İBAN :TR70 0001 00140264 4315 1250 06
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret362450
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 
Misbah Eratilla
meratilla@hurbakis.net
O BİZE BİR ANNEYDİ
02/01/2020


Abdülhamit sabah uyandığında yorgun ve bitkindi. Koğuş arkadaşları üstünü başını giymiş kitaplarını almış sınıfa doğru gidiyorlardı. Abdülhamit ranzadaki yatağından zoraki doğruldu, terliklerini giydi ve havlusunu alıp lavaboya doğru gittiğinde sırtında yüz kiloluk bir yük varmış gibi zorlandı. Koridorda selamlaştığı hemen hemen herkes ona "Hasta mısın?" diye sordu. O da "Yok, biraz yorgunum" dediyse de kimse ona inanmamış herkes ona tuhaf tuhaf bakmıştı. Lavaboda karşılaştığı birkaç kişi daha "Neyin var?" diye sorunca Abdülhamit karşıdaki boy aynasına bakınca yüzünün sarıya boyanmış gibi sapsarı olduğunu gördü. Yüzünü daha iyi görmek için gözlerini ovuşturdu ve aynaya bir daha dikkatlice baktı. Yüzü korkulacak kadar sararmıştı. Kendi kendine "Hastalanmışım da haberim yokmuş." dedi. Halsizlik ve yorgunluktan koğuşa kadar ayağını sürüyerek gelebildi. Dolabını açtı, elbiselerini çıkardı ve üstünü başını giydi.

Abdülhamit çok hastayım duygusu içinde revire gitti. Revirde doktor bulunmazdı bir hemşire ve bir sağlık memuru bulunurdu. O gün revirde hemşire vardı. Hemşire Abdülhamit’i görür görmez ayağa kalktı ve heyecanla “Ne olmuş sana böyle?” deyince Abdülhamit’in ağrıları ve halsizliği bir kat daha arttı. Hemşire “Yüzün gözün sararmış sarılık olmuşsun galiba” diyerek hemen devlet hastanesine gitmesini tembihledi. Daha sonra Abdülhamit’i alıp müdür yardımcısının odasına götürdü. Hemşire müdür yardımcısına “Hocam acil durum bu öğrenci çok hasta sarılık olmuş galiba hemen devlet hastanesine götürülmesi gerekir.” deyince müdür yardımcısı pikap şoförüne seslenerek “Arabayı hazırla!” sağlık memuruna da hazırladığı sevk kâğıdını verip ona “Bu öğrenciyi devlet hastanesine götür!” dedi. Abdülhamit’in sınıf ve koğuş arkadaşı Abdulkadir onu yalnız bırakmadı. Abdulkadir sağlık memuru ile pikaba bindi ve devlet hastanesine doğru yola çıktılar.
Hastaneye vardıklarında sağlık memuru elindeki sevk kâğıdıyla ikinci katta bulunan doktorun odasına Abdülhamit ile girdi. Doktor Abdülhamit’i görür görmez hemşireye dönerek “Acil hastanın yatışını yapın!” diyerek onu üçüncü katta bulunan koğuşa sevk ederler. Buraya geldiklerinde koğuşta iki yatakta boştu. Abdülhamit hastanede kaldığı süre içinde odasına hiç hasta alınmadı ve bir yatak sürekli boş kaldı. Hastane yetkilileri sarılığın bulaşıcı olduğunu düşündüklerinden olacak ki kimseyi odaya almadıklarını Abdülhamit sonradan öğrendi. Abdülhamit yatağına uzandı. Sağlık memurları da birer sandalye çekerek bir müddet ona moral olsun diye yanına oturdular. Kısa bir süre sonra bir hemşire geldi ve Abdülhamit’in tahlilleri için kolundan kan aldı.
Abdülhamit Öğretmen Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydi. Derslerinde başarılı, özgüveni yüksek ve tuttuğunu koparan bir öğrenciydi. Okul futbol takımının en iyi oyuncusuydu. Daha ortaokul yıllarında futbolla ilgiliydi ve Batman Petrol Spor alt yapısında yetişmişti. Hocası Abdülhamit’in Mersin Öğretmen Lisesini kazandığını öğrenince Mersin İdman Yurdu futbol takımı hocasına hitaben bir mektup yazarak onunla görüşmesini söyledi. Abdülhamit mektubu Mersin’e geldikten bir ay sonra Mersin İdman Yurdu hocasına verdi. Mersin İdman Yurdu hocası da Abdülhamit’i birkaç antrenmanda denedikten sonra onu beğendi. Abdülhamit bir müddet Mersin İdman Yurdunda antrenmanlarına devam etti. Okuldaki derslerin ve sınavların yoğunluğunda antrenmanlara katılmayınca takımla ilişkisi kesildi. Abdülhamit Eğitim Enstitüsü yıllarında Mersin Gülnar Sporda mezun oluncaya kadar top oynadı. Abdülhamit Öğretmen Lisesine geldiği ilk günden itibaren okul müdürü, beden eğitimi öğretmenleri ve diğer öğretmenler tarafında tanınan ve sevilen biri oldu.
Abdülhamit Mersin’e geldiğinde annesi ve babaannesini geride bırakmıştı. Kendisi beş yaşında, kardeşi üç yaşındayken babaları öldü ve yetim kalmışlardı. Annesi Abdülhamit’i o güne kadar bir an bile yanından ayırmadı ve onu gözü gibi korudu. Okula geldiği andan itibaren babaannesi ve annesini hiç mektupsuz bırakmadı. Çünkü Abdülhamit onların her şeyi olduğunu biliyordu. Abdülhamit arkadaşlarına hayata iki sıfır mağlup başlamasına rağmen hayatın tüm sert ataklarını gücüyle bertaraf ettiğini ve yıkılmadan ayakta kaldığını övünerek söylerdi. Akşam geldi ve oda kararmaya başlayınca sağlık memuru oda lambasını yaktı. Abdulkadir ve sağlık memuru Abdülhamit’e okula dönmelerini gerektiğini söyleyerek hastaneden ayrıldılar. Abdulkadir okula döndüğünde okuldaki tüm öğrenciler etrafına toplandı ve Abdülhamit’in durumunu sordular. Abdulkadir “Abdülhamit iyidir doktorlar tedaviye başlayacak ve en kısa sürede iyileşip aramıza dönecek.” dedi. Gece geç saatlerde hemşire Abdülhamit’in koğuşuna geldi ve “Tedavine başlıyoruz.” diyerek koluna büyükçe bir serum taktılar. Serumun içine boşaltılan ilaçlar damarına aktıkça rahatladı. Ağrılar yavaş yavaş yorgun bedenini terk edince birden kapıyı çalmadan içeri yabani bir canavar gibi vahşi düşünceler başına üşüştü. Abdülhamit gurbetteydi kimsesizdi ve yalnız başınaydı. Serum damla damla damarında şifa olarak gezdirirken birden yüreğini bir titreme aldı. Annesi, babaannesi ve küçük erkek kardeşi kızgın bir demir gibi aklına düştü. Kendi kendine “Ne yapıyorlar acaba?” dedi. Annesi hasta olduğunu duyarsa ve bu odada yalnız başına kaldığımı öğrenirse bu gece bir araç bulamazsa yaya Mersin’e kadar gelirdi gece yalnızlık ve kimsesizlik yetimliğini perçinleyerek yüreğinin derinliklerinden sıcak ve bir gözyaşı olarak yanağından çenesine akınca kendini çok kötü hissetti. O gece düşünceler yedi başlı bir canavar gibi sabahın ilk ışıklarına kadar ona saldırdı, durdu. İlk ışıklar odasına bir kurtarıcı gibi girdiğinde rahatladı ve yorgun gözleri kendini emniyette hissedince uyudu. Gözünü açtığında Abdulkadir ve birçok arkadaşı başucunda ona bakıyordu. Abdülhamit yatakta doğruldu ve arkadaşlarına niye zahmet edip geldiniz, dediğinde hemşire elinde yemek tepsisiyle odaya girdi ve Abdülhamit’e “Sana özel yemek getirdim. Bunların dışında hiçbir şey yememelisin!” dedi ve odadan ayrılınca Abdülhamit tatsız tuzsuz yemeğini istemeye istemeye yedi. Arkadaşları esprileri ile odayı okul koğuşuna çevirdi ve kahkahaları koridoru çınlattı. Abdülhamit gece yaşadığı kâbusu okul arkadaşları sayesinde kısa sürede atlattı ve neşesi yeniden yerine geldi. Öğrencilerin gürültülü konuşmaları birden bir bıçak gibi kesildi ve tarih öğretmeni Nezahat Hanım elinde üstü örtülmüş bir tepsiyle odaya girdi. Öğrenciler Nezahat öğretmenin elindeki tepsiyi alarak boş bir masaya bıraktı ve oturması için ona bir sandalye getirdi. Nezahat öğretmen Abdülhamit’e “Evladım sarılık olduğunu duydum ve bir an önce sağlığına kavuşman için iyi beslenmen lazım diye bazı yiyecekler hazırlattım.” diyerek masa üstündeki tepsiyi getirdi ve Abdülhamit’e yakın duran masanın üstüne bıraktı. Emreder bir ses tonuyla bunlar yiyeceksin dedi. Hamit tepsiyi ve içindekileri görünce birden geçmişe döndü ve annesini hatırladı. Abdülhamit evde hastalandığında annesi tepsilerle yemekleri başucuna bırakır ve yemesi için ona yalvardığını hatırladı. Nezahat öğretmen şefkat dolu gözlerle tepsidekiler göstererek bunları bal, tereyağı, tahin, pekmez, balık ve birçok yiyecek dedi. Bu kadar zengin sofrayı ilk defa gören öğrenciler kendi aralarında şakalaşarak keşke biz de bu yiyecekleri yemek için hastalansaydık diye söylendiler.
Nezahat öğretmen, öğretmen okulunun en kıdemli öğretmenlerindendi. Evliliğinde hiç çocuğu olmamış ama her çocuğu kendi çocuğu gibi sevdiğinden ona “anne” lakabı takılmıştı. Nezahat öğretmen Abdülhamit’in hastalandığını duyunca bir anne refleksi ile gece gözüne uyku girmez ve sabahın erken saatlerde hazırladığı tepsiyi hastaneye getirir. Abdülhamit yirmi güne yakın kaldığı hastanede Nezahet öğretmen bir annenin evladına gösterdiği şefkatin aynısını Abdülhamit’e göstererek her gün hastanede ziyaretine gider ve sağlığına kavuşması için yiyecekler taşır. Hemşireler ve hastabakıcılar Nezahat öğretmeni gördüklerinde Abdülhamit’e “Bak annen geliyor!” diye takılırlardı. O günden sonra okulda herkes Nezahat öğretmenden Abdülhamit’in annesi diye söz etti. Abdülhamit hastane sürecinde ve taburcu olup okula döndüğü dönemlerde Nezahat öğretmen her gün Abdülhamit’e evde pişirdiği yemekleri getirirdi. O yıl ve daha sonraki yıllarda da Nezahat öğretmen Abdülhamit’i hep sordu.

Abdülhamit Öğretmen Lisesi ve ardından Eğitim Enstitüsü’nden mezun olur ve öğretmenlik mesleğine başlar. Memleketin çeşitli şehirlerinde öğretmen olarak görev yapar. Aradan uzun yıllar geçer. Tamı tamına 44 yıl geçer. Bir gün Abdülhamit Mersin Öğretmen Okulu sitesindeki haberlere göz atarken Nezahat öğretmeni ziyaret eden bir grup öğretmenle fotoğrafını görür. Birden ışınlanmış gibi o hasta olduğu günlere döner. Yüreği ona emreder ve kızgın bir şekilde “Sana annen gibi bakmıştı bugüne kadar onu niye sormadın!” diye mahkeme salonundaymış gibi kendini suçlu sandalyesine oturmuş gibi hissetti. Bir suçlu gibi içi içini yedi. Nezahat öğretmenin telefon numarasını arayıp buldu ve yıllar sonraya zaman tünelindeki bir seyyah gibi telefonun tuşuna bastı ve “alo” dedi. Karşı taraftan “buyurun” diye bir ses duydu. Ben Abdülhamit k….Öğretmen Lisesinden öğrenciniz dediğinde Nezahat öğretmen hiç tereddüt etmeden “Nasılsın iyi misin evladım?” diye sanki dün birbirlerinden ayrılmış gibi sıcak sözcüklerle onu sordu. Abdülhamit vefasızlığına kızdı ve bugüne kadar onu nasıl sormadım diye büyük bir mahcubiyet çukurunda depreştiğini hissetti. O anda Nezahat öğretmenle Abdülhamit eski günleri yeniden yaşanmış gibi konuştular. Nezahet öğretmen bir süredir hasta olduğunu ayakların tutmadığını kendisine bir hasta bakıcının baktığını söyledi. Abdülhamit o birkaç dakikalık sohbet sonrası kendini hiç bu kadar kötü hissetmemişti. Abdülhamit telefonu kapatmadan “Hocam en kısa zamanda ziyaretinize gelip elinizi öpeceğim.” dediğinde Nezahet öğretmen “Hayır evladım telefonla arayarak dünyaları bana vermiş kadar sevindirdin.” dedi ama vicdan ağrısı Abdülhamit’i bir türlü bırakmadı. Abdülhamit bir an önce huzur bulmak için Mersin’e gitmek için hazırlığa başladı.



143 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BENİ KURTARMAYA ÇALIŞTI..! - 09/07/2017
Mutluluğunu benim mutluluğum için feda etmişti.
BABANIN ÇOCUĞUNU HAYATA HAZIRLAMA HİKAYESİ - 20/06/2017
Duydukları karşısında şoka uğrayan babam, bakışlarıyla bendeki olağanüstü dönüşümü anlamaya çalışıyor gibiydi.
Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Bu Olsa Gerek! - 07/05/2017
Bence “Kahvenin kırk yıl hatırı vardı!” sözü benim için söylenmiş olmalı.
MÜDÜRÜN SİGARASI - 26/04/2017
Okulun son günlerinde okul müdürünü her gördüğümde aramızda kimsenin anlamadığı bir samimiyet oluşmuştu. Müdür Beyle her karşılaşmamızda bana anlamlı gözlerle gülümsüyordu
Korku ateş gibidir, bulaştığı yeri yakar! - 03/03/2017
Babamın evde olması beni çok mutlu ediyordu.
KIRGIN VELİ - 19/01/2017
O günden sonra, o öğrenci örneğini gözlerimin önünde bir dikkat tablosu gibi tuttum. Kırdığım kalpten dolayı kendimi hiçbir zaman affetmedim
FEDAKAR BABA - 26/12/2016
Babam ise görevini yapmanın huzuruyla başımı okşuyordu.
ZOR TERCİH - 09/12/2016
“yeter ki, ağabeyim düzelsin yeğenime güzel bir gelecek hazırlasın bana yeter”
Geçmişten güzel bir sada; Öğretmenlerimiz - 21/11/2016
Öğretmen, öğrencilerle geçirdiği dakikaları hayatın en zevkli eğlencesiyle bile değiştirilemeyeceğini zamanla anlıyor.
 Devamı
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.09816.1225
Euro6.58766.6140