• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 60TL                                                    

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05 
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret387482
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 
İsmet Kadıoğlu
ismetkadioglu1950@yahoo.com
YALNIZLIK/YALNIZ OLMAK-3
11/11/2020

Korona virüs salgını nedeniyle, çocuklarımın Ankara’da benim de Anamur’da evimde yalnız olduğum bir zamanda düşündüklerim ve beni yalnız bırakmayan anılarımı daha önce 2 bölüm halinde yayınladığım yazımın devamı/üçüncüsü.

“Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya 
kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp ‘Gördün mü sen de’ diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü. Soracak kimsesi yoktur ki." (John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar.)

Yerleşim yerimiz ve benim çocukluğum ve gençliğimin geçtiği köyümüz/evimiz; bir dere kenarında yarımşar dönüm tarla kenarına yapılmış 5 ev. Bu evlerde de 7 veya 8 kişilik aile. Telefon yok. Olmasına da gerek yok. Zira ihtiyaç olduğunda, A komşu huuu.., A Ayşe yuuu.. diye çağırarak duyulacak mesafeye yapılmış taş duvarlı evlerdi. Bu 5 evden 3’ünün sahipleri kardeş. Diğer iki ev baba oğul. En aşağıda bizim ev, yanında Osman emmi/Kadı Osman’ı ve hemen onun 50 metre yakınında Yaşar emmi/Yaşar Kadı’nın evi. Onun devamında yine dereye paralel yukarısında Çoban Osman ve hemen onun yanında oğlu Bekçi Ali’nin evi vardı. En büyük kardeşin/Osman emminin en büyük oğlu Emin. Bu Gadılar ailesinin ilk çocuğu. Bu diğer tüm kardeşlerin çocuklarının Emin ağası. Herkes ona Emin ağa derdi. Bunların evinde de 7 kardeş vardı. Tulukta yayılmış ayrandan büyük çorba tasına doldurulup sofraya konurdu. Ekmek arpa unundan yapılmış ve kaşıklar sandal ağacından yapılmış tahta kaşıklardı. Bu tastaki ayrana bir lokma ve bir kaşık ayran olmak üzere herkes aynı tasa kaşık daldırırdı. Eğer bir lokma ekmeğe iki kaşık ayran alınırsa aç kalınır. Ancak Emin ağa büyük ya.. O, bir lokma ekmek üstüne iki kaşık ayran alırmış. Kardeşlerden biri Fadime, ayran bitiverecek ve aç kalırız diye, len ayağa ikileme beee dermiş.

Çocuklar küçük, evlenmemişler aynı çatı altında babanın kıt geliri ile karınlar doyuruluyor. Tüm evlerdeki çocukların toplamı 30- 40 kişi. Bunların her birine ev yaptırılsa yer yok. Böylece zaman içerisinde bazıları okuma sonucu bir meslek sahibi olup o küçücük vadiden ayrılmak durumda kaldılar. Bir kısmı da ilçeye gelip kendine göre lokantada, esnaf yanında işe başlayıp o küçücük yerleşim yerini terk emek durumunda kalındı. Bu arada o kadar yalnızlaştı ki yaşlılar da ilçedeki çocuklarının yanında ya da kendilerine ait bir ev/yer oluşturup köyü terk etmek durumunda kaldı. Ve köyde hiç kimse kalmadı. O, şimdi yalnız.  Ama o şimdi balkonda yanımda; beni yalnız bırakmadı.

Bu köy o kadar şirin, sevimli ve güzel ki görmeye değerdi. Sakin, kötülüklerin uğramadığı, korona virüsünün uğramayacağı, hırsızlığın, kavganın olmadığı samimi kardeşlik aile ortamını güzel yaşatan bir yerdi. Dragon çayının bir kolu evlerin hemen dibinden geçen küçük bir dere ve güneşin sabahları geç uğradığı, akşamların da erkenden terk ettiği iki dağ arasında güzel bir yerleşim yeri. Çam ormanı ile çevrili ve Akdeniz maki bitki topluluğu ile zengin bir vadi.

Dere.. Derenin geçtiği yer, iki Toros Dağı’nın oluşturduğu derin bir vadi. Derin diyorum belki dağın tepesinden 800-900 metre derinde. Derenin iki tarafından duvarla yükseltilerek mandal mandal oluşturulmuş birkaç evlek, domates, biber, patlıcan ya da darı tarlaları ile çevrili. Hemen o oluşturulmuş mandalların birinin bir köşesine yapılmış taş evler var.

Dere de belki 1500-1600 metre yüksekliğe sahip dağın dibinden yani B.kdurukmaz ismini verdiğimiz, belki %80 meyilli olan yamacın dibinden çıkan dere. Kışları çok yağmurlu zamanlarda azgınlaşıp, gürültülü, coşkun ve bizleri korkutan görüntüsüyle, kenarlarındaki mandallara kadar suyunun yükselip mandalların duvarını ve toprağının bir kısmını götürdüğüne şahit olmuşuzdur. Dere, ara ara aktığı bölümlerde çukurlar oluşturmuş ya da doğanın kendi oluşturduğu derin, belki 3-4 metre olan havuzlar oluşturarak kıvrıla kıvrıla akar. Bu çukurlarda durgunlaşmış suların bölümüne bizler böğet derdik.
Yazımın devamında bu böğetler hakkında ve diğer konularda yazacağım.
Hoş olun. Kasım 2020, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

 

63)YALNIZLIK/YALNIZ OLMAK-4 (16.10.2020)
Salgın nedeniyle, çocuklarımın Ankara’da benim de Anamur’da evimde yalnız olduğum bir zamanda düşündüklerim ve beni yalnız bırakmayan anılarımı daha öce 3 bölüm halinde yayınladığım yazımın devamı/dördüncüsü.

Köydeki evimizin önünden geçen dereye ait böğetlerde biz çocukken hatta bazı bizden büyük gençlerle çimerdik. Yüzmek yok, o zaman için çimmek var. Bu bahsettiğim böğetler kazan gibi şekli ve derinliği olurdu. Hemen herkesin çimdiği bir kazanböğet isimli bir yerde çok çimerdik. Bir de dere boyunda ve bahsettiğimiz böğetlerin içinde taşlar olur ve altına balıklar saklanabilirse kendilerini o taşların içinde saklamak şartıyla, o böğetlerde bol miktarda olurdu. Sular yazları azalır, hatta kururdu bile. İşte azaldığı zaman, o böğetlerdeki balıklara dinamit atar öldürürdük. Dinamitin hazırlaması babama, balıkların toplaması bana aitti. Ben ilkokula gitmeden yüzmeyi öğrenmiştim, bu dere sayesinde. Dinamiti balıkların bulunduğu suyun içinde patlattın mı, bir kısmı su yüzüne çıkar bir kısmı böğetin dibinde kalır. İşte üstündekini herkes toplar ama dibindekini dalıp eline alıp çıkmak herkesin işi değildi. Bir gün, birkaç kişi, dayım, belki amcamın oğulları, ben ve babam beraber evimizin bir hayli aşağısındaki küçük Kazanböğet’e dinamit attık. Dibindeki ölen balıkları ben dalarak elimde birer, bir de ağzımda olmak üzere üç balık çıkarabildiğimi hatırlıyorum. Belki ortaokulda filandım. Tabi bu olay yaz ayında ve okul zamanı değildi. O günler de balkonda yanımdaydı: Onlarda beni yalnız bırakmadı..

Evimiz, balkonda yanımdaydı… Evimizin önünde bir evlek tarla.. Bu tarlayı sulamak için 500 metre derenin yukarısından arkla getirilmiş su, evimizin arkasından geçer. Tarlaya ektiğimiz darı ve çevresinde yetiştirilen sebzeler arkla dereden gelen su ile sulanır. Organik yetiştirilmiş, hayvan (davar) gübresiyle gübrelenmiş ve altında meşe (pelit) odunları yakılarak, kalaylı bakır tencerede pişirilmiş kuru fasulye ve bulgur pilavı.. Balkonda olmaması mümkün mü? Darı veya arpa ekmeği ve dedemin sandal ağacından yapılmış ağaç kaşıkla kuru fasulye yediğimiz evimiz. Bu yemeğin yanında tuluk ayranı oldumu yeme de yanında yat derler buna. İşte, anamın tulukta yayarak elde ettiği ayranla bulgur pilavı kuru fasulye yediğimiz evimiz yanımdaydı. Şimdi o, yalnız. Sana selam olsun, biz seni unutmayacağız, sen de bizi unutma… Sekiz kardeş, ana, baba babaanne (ebe) olmak üzere 11 kişiyi göğsünde, gönlünde yatırıp büyütmüş memleketin dörtbir yanına yollamış güzel evimiz. Üzme kendini yıkılıp viran olsan da senin yıkılmış halin ile bile seni özleyeceğiz ve fırsat buldukça ziyaret edeceğiz. Seni çok özlüyorum.. O, beni terk ettiniz alacağınız olsun, küstüm ben size der durumda. Yapa yalnız, kendilerini terk edenlerin ziyaret etmesini bekliyor. Ben seni hiç unutmuyorum. Sen de bizi unutma.. hep balkonda yalnızlığımı paylaş, yanımda ol..

Şehirler o kadar kalabalık ki sorma. 1 Mart 2020 tarihinde ilk vakası ülkemizde görülen ve ahtapot gibi tüm dünyayı sarmış Korona virüsü kalabalıkları seviyor. Birbirinize dokunmayın yoksa sizi yok ederim ve benim yaşamam sizi yok etmem sayesinde olur diyor. Eğer benden uzak durmak istiyorsanız bulaştığım insanlardan uzak durun yoksa size de bulaşırım diyor. Ancak beni mikroskopla bile görmezsiniz ve kimde olduğumu bilemezsiniz. Öyleyse benimle olmak istemiyorsanız kalabalık yerlerde durmayın.. Kucaklaşmayın, birbirinizden uzak durun, en yakınızla bile kucaklaşmayın, birbirinize dokunmayın diyor.

İnsanlar olmayacak, kalabalıklardan uzak olacaksın.. Ne yapmalı o zaman. İşte ben; Ankara’da hanım, kızım ve torunumu, bi tanelerimi yalnız bırakıp, sanki kaçarak Anamur’a geldim ve kendimi karantinaya soktum. Hiç kimseyle görüşmüyorum. Yalnızım/yapayalnızım.

Acaba yalnız olmak demek hiç kimsenin yanında olmaması mıdır, kimseyle görüşüp konuşmamak mıdır? Belki bu yalnızlığın tarifi gibi düşünülebilir. İnsan zihnen yalnız olabilir mi? Zira ben fiziki olarak balkonda yapayalnız oturuyordum ama 50-60 sene öncesi yanıma geldi beni yalnız bırakmadı. Sadece ben, başka hiç kimseyi hiçbir şeyi düşünmeden yapamadım. Geçmiştekiler ve şimdiki Ankara’daki çocuklarım yanıma geldiler benimle oldular. Başka hiç kimseyi ve hiçbir şeyi düşünmeden yapamıyorsun ve o zaman da yalnız değilsin. Yalnızlık yok..

Evimin balkonunda oturuyor çevremi izliyorum. Çevre ilk günler sessizdi. Ancak yalnızlığı isteyenler, kalabalıklardan kaçmak isteyenler, Ankara, Konya, Mersin vb. kalabalıklardan kaçmak isteyenler çevreyi biraz seslendirdiler. Sağım solumdaki apartmanlardan sesler gelmeye başlayınca gelenlerin olduğunu ve burayı da kalabalıklaştırdıklarını anlıyorum.

Bir insanı en mutlu kılan şeydir kendi olması. Bu engellenmek istenmesi doğru olmaz. Kim yalnızım dese hep bir şeyler vardır hayatında, meşguldür zihni bir şeylerle vardır hayatında, meşguldür zihni bir şeylerle..
Hoş olun. 16 Ekim 2020, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



30 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ANAMUR'DA TARİHİ MEKANLAR - 23/11/2020
Masmavi ve berrak denizi, doğal güzellikleri, tarihi yapıları ve uzun süren yaz sezonu ile Anamur;
YALNIZLIK/YALNIZ OLMAK-2 - 26/10/2020
Önce yayınlanmış yazımın devamı. Çocukluğum ve gençliğim köyde geçti.
YALNIZLIK/YALNIZ OLMAK-1 - 01/10/2020
İnsanların konuşmalarında zaman zaman kullandıkları bir söz vardır. "Yalnızlık Allah'a mahsusutur."
CORONA BİR ÇINAR AĞACINI DA GÖÇÜRDÜ (Yazar Sümer ŞENOL) - 15/09/2020
Dostlar, Niye yazdım? Neden yazdım? Bilmiyorum!.
ÜSEYİN EMMİ ve ÜSNÜ EMMİNİN IRAMAZANI - 08/05/2020
Aşşa ana hooyun napıyon? ben Ürüsdemin kızı hatma.
GERÇEK DOSTLUK, ÇUKURA BİRİKEN YAĞMUR SUYU DEĞİLDİR. - 29/04/2020
geç kaldım. hem de çok geç kaldım. 60 yaşından sonra, yerel gazetelerde yazılar yayınlamaya başladım.
VİRÜS NE ZAMAN BİTER? - 20/04/2020
Bu sorunun cevabını bilen var mı? Bütün oturumlarındaki tüm bilim adamlarına,
EVDEKAL - 22/03/2020
Mikroskoplarla bile görülmeyen bir virüs insanlığa ne anlatıyor? --Sağlığın ne büyük zenginlik/hazine olduğunu anlattı
KRİSTAL ÇOCUK ATAKAN ve OYUN - 09/03/2020
Çocuk dediğimizde ilk aklımıza gelen oyundur. Çocuk demek oyun demektir
 Devamı
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.80267.8338
Euro9.40699.4446