• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 25 TL                                                    SANDIK BİRİKİM FONU AYLIK ÖDENTİSİ : 50 TL

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05SANDIK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5006   1402-Pozcu şubesi  Mersin  İBAN :TR70 0001 00140264 4315 1250 06
 

    AİDAT VE BAĞIŞLARINIZ

SEVGİLİ OKULDAŞLARIMIZ;
DERNEĞİMİZİN BÜNYESİNDE KURULMUŞ BULUNAN YARDIMLAŞMA SANDIĞIMIZDA
14 ÜYEMİZ VAR VE TOPLAM 38.000 TL BİRİKİMİMİZ BULUNMAKTADIR.
BİZLER BİRİKİMİZ KARŞILIĞINDA
ALDIĞIMIZ BORÇ PARALARI FAİZSİZ OLARAK GERİ ÖDEMEKTEYİZ.
SADECE % 2 BAĞIŞ YAPMAKTAYIZ. BU DA SANDIĞIMIZIN GELİRİNİN ARTMASI İÇİNDİR.            
SİZLERİ DE HEM BİRİKİM YAPMAK,
HEM DE FAİZSİZ BORÇ PARA ALMAK İÇİN SANDIĞIMIZA ÜYE OLMAYA BEKLİYORUZ.



 
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam76
Toplam Ziyaret347163
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 
Ali Uysal
uysalmersin001@yahoo.com.tr
TÜRKÇEMİZİN TOZLU KAYNAĞI, YÖRÜKÇE (I. BÖLÜM )
08/03/2016

 
ALİ UYSAL

Aksu köy Enstitüsünde öğrenci olduğumuz yıllarda öğretmenlerimiz her yaz bizlere ilginç ödevler verirlerdi. Niteliği neydi ödevlerin? Köyümüz, çevre köylerimiz, kısaca yöremizde rastlayabildiğimiz halkımızın sözlü ürünlerini derleyecektik. Bu sözlü ürünlerin başlıcaları masallar, halk türküleri, bilmeceler, ağıtlar, tekerlemeler benzeri halk edebiyatı örnekleri.
Kesin bir de koşulu vardı bu derlemelerin: Sözcükler köylülerin kullandığı gibi yazılacaktı. "Köylü bu sözcüğü yanlış söylüyor." yorumuyla düzeltmeye kalkmayacaktık.
O zamanlar işin bilincinde değildik. "Ödevdir yapılacak; öğretmenin buyruğudur yerine getirilecek." Der geçer giderdik.Yıllar geçtikçe hafife aldığımız o çalışmaların ne denli önemli olduğunu anladık.Halkımız güzel Türkçemiz için bitmez tükenmez bir kaynaktır. Nazım Hikmet'in deyişi ile: "Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar." İşte güzel ve güçlü dilimiz bu çokluğun içinde doğar; orda beslenir, orda da gelişir. Bu eylemlerin tümü de doğaldır.
Bir zamanlar torunum Elif beş yaşınaydı. Taksi ile yoldaydık.Arabayı ben kullanıyordum. Bir ara Elif: "Dede durduraca bir bas!" deyiverdi. Yoldan çıktım, taksiyi durdum: "Ne dedin sen?". Dediğini yineledi. Anlayabiliyor muyuz, beş yaşında bir çocuk yeni sözcük türetiyor. Bir başka gün de "sandalye" sözcüğünü söyleyemedi, "Bana bir ‘oturaç' verin" deyiverdi. Dil gelişiminde doğallık bu işte. Bu özellik Elif'in geninde bulunan bir yetenek.
Şimdi de edebiyat ödevlerimiz üstünde az da olsa dolaşalım. "Az da olsa" diyorum; çünkü bu konularda bilinenlerin tümü anlatılsa kitaplar, ansiklopediler çıkar ortaya. Bizim sunduğumuz bilgiler okyanusta birer damla kapsamında olacak.
Dil seferbirliğinin içindeyiz. Yıl 1950 ile 56 arası. Kolları sıvadım giriştim ödev yapımına. Yörük köylerinin arasındayım. Ağıtlardan başladım. Yaşlı kadınları yakalayıp konuşturuyorum. Yirmiye yakın ağıt derledim. Ağıtların içinde son derece ilginç, gün görmedik sözcüklere rastladım. Bir iki örnekle yetinmek zorundayım:
İlk örnek Hanım Garı'dan: Hanım Garı çok saygın bir kadın. Örneğine Dede Korkut masallarında rastlanır ancak. O gelmeden çocuklara ad konmaz, yüzük takılmaz, düğün yapılmaz. Bu hanımın ilk kocası saygın bir kişidir.Genç yaşta ölür. Kayınları gelin mal kaçırır sanısıyla kapısını kilitlerler. Bu olaya hanım Garı çok üzülür. O günlerde yeğeni askerden gelir. Ağzına kadar dolu kadın yeğeninin boynuna sarılarak boşalır:
Eski alığımı geyenler
Artık aşımı yiyenler
Buyur Efendim diyenler
Kapıma kilit vurdular.
Buradaki ilginç sözcük "alık" tır. Ünlü ile başlayan ek alınca "k" yumuşamıştır. Bu sözcük halk dilinde "çamaşır" karşılığıdır. Hemen altı çizilir. Gereken açıklama yapılır, öğretmenin görüşüne sunulur.
İkinci örnek masallardan: Yörükler bu türe mesel diyorlar.Meselleri ikiye ayırıyorlar : Kısa mesel, uzun mesel.Kısa mesel bilmeceler,gülmeceler. Onların içinde de halk diline çok rastlanıyor."Mesel mesel meniki/ oğlu kızı on iki/ topuğunda tozu var/ Oymalaca gözü var." Bunun yanıtı "keklik" tir. Altı çizilecek sözcük "oymalaca" dır. Kekliğin gözündeki renk bileşimini anlatır.
"Divlim divlim nar/ Dizime ‘denki ‘ kar / Uçtu keklik kaldı dilber."
Yanıt ,buğday ve saman karışımı harmanın yabalarla savruluşu. Uçan keklik, saman. Kalan dilber ise buğday. İlginç deyiş "denki" sözcüğüdür. "Kadar" yerine kullanılıyor. Bu sözcük kimi yazarlar tarafından "dek" biçiminde kullanıldı. Yanılmıyorsam ilk kullanan Nurullah Ataç'tır. Bugün de oldukça yaygın kullanımda. "Pazara ‘dek' gelemem."
Uzun meseller Türkçenin önemli kaynaklarından biridir. Geçmişten günümüze dek güzel Türkçemiz onların içinde salkım saçak boy gösterir. Orda doğar, orda gelişir.
"Kurt bir gün acıkmıştı. Karnı zil çalıyordu. Çalılar arasına gizlenerek avını beklemeye başladı. Derken bir koyun çıkageldi. Kurt önüne dikilip sert bir biçimde seslendi: ‘Ben acıktım; seni yiyeceğim.' Koyun kurnaz; kurda oyun oynamayı düşündü: ‘ Tamam efendim, yiyin ; ama ben çok güzel oyun oynarım. Oyunumu bir görün, ondan sonra afiyetle yiyin.' Koyun kıvrak bir oyun sergilemeye başladı. Bütün hünerini gösteriyordu. Bir yandan da adım adım kurttan uzaklaşıyordu. Derken yolu ele aldı; tabana kuvvet kaçıp gitti. Kurt üzgün, biraz da şaşkın kendi kendine söylenmeye başladı: Buldun bir koyun; ye de doyun. Nene gerek senin oyun moyun. Köçek mi olacaktın behey sersem!"
İlk bakışta iki sözcük hemen dikkatimizi çekiyor: "doyunmak,köçek" Kusursuz Türkçe sözcükler. Birincisi eylemden türemiş eylem. Etken iken dönüşlü olmuş. İkincisi ad. Hüner sahibi, usta oyuncu anlamında. İkiliye "tabana kuvvet de eklenebilir.
O günlerdeki derlemem sırasında dikkatimi bir konu daha çekmişti. Eskilerin mübalağa dedikleri bir sanat var edebiyatta. Bu alanda Fars edebiyatı ünlüdür: "Bizde öyle caddeler var ki geniş geniş/ Karşıdan karşıya tutar bir haftalık zamani./ Bizde öyle gür sesli müezzinler vardır ki/ Tahran'da okur amma Mekke dinler ezani." gibi. Günümüzdeki karşılığı "abartı". Bu sanatın en ilginç örneğini Türk halk masallarında gördüm. Örneklemek isterim:
"Adamın biri nacağı omuzladığı gibi oduna gitmiş. Odun ararken yolu üstünde bir Diyarbakır karpuzuna rastlamış. ‘ Şundan bir dilim çıkarayım da kahvaltıda yiyeyim.' Diye düşünmüş. Nacağı karpuza bir vurursa "düğmüc"ünden kopuvermiş. Sap elinde kalakalmış. ‘Oldu olacak, kırıldı nacak,sapı neye yarayacak!' diyerek nacağın arkasından yola koyulmuş oduncu. Bitmez tükenmez bir yolculuk başlamış karpuzun içinde. Git, git,git; iki adam gelmiş karşısından. Selamlaşmadan sonra adamlar sormuş oduncuya: ‘ Arkadaş, hayır mı, şer mi, nirden gelir, nire gidersin?' Oduncu yanıtlamış soruyu. İki adam şaşkınlıklarını belirtmişler oduncuya: "Arkadaş biz bu karpuzun içinde bir katar deve yitirdik. Bir haftadır arıyoruz yok. Sen bir nacağın peşine düşmüşsün; var git işine!"
Sevgili okurlar, halkımızın belleğinde var olan tüm masallar derlendiğinde önümüze ne denli özgün sözcükler harmanı çıkabileceğini sanıyorum kestirebilirsiniz.
                                                                             SÜRECEK
 
 

 


859 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YAŞAMIMDA İKİNCİ ÇAĞ - 09/02/2019
Ören Köydeki varoluşum burada siliniyor, varlığım yeniden oluşuyordu.
AKSU’DAN ANADOLU’YA GÖTÜRDÜKLERİMİZ - 21/06/2018
Okulumuzun bize verdiği birikimle sınıfımızdaki her öğrenciyi sevdik .
DEĞİŞİM - 16/05/2018
Yüzlerini görmediğim, ellerini öpmediğim adamlar da severmiş beni; benim gibileri.
ÖĞRENCİLERİME SESLENİŞİM..! - 27/02/2017
“Öğretmenim, o zamanki bizlere nasıl dayanç gösterdiniz?”
BABA VE OĞUL - 02/02/2017
“Mersinde şahitlik edeceğin alnını karışlarım. Baba oğuldan beter ederim hepsini!”
KUBİLAY OLAYI - 24/12/2016
Sevgili teğmenim,sevgili öğretmenim,şu anda duygularım sana doğru koşuyor
ATATÜRK'ÜN KAVUŞAMADIĞI ÖZLEM - 08/11/2016
”Milletimizin yaratılışında var olan yorulmaz çalışkanlığı,müspet ilimlere bağlılığı,güzel sanatlara olan sevgiyi ve ilgiyi her türlü vasıtadan faydalanarak geliştirmek milli ülkümüzdür.”
ÖĞRENCİLERİME ÜÇÜNCÜ MEKTUP - 23/10/2016
Okulun amacı öğrencinin kafası bilgilerle doldurmak değil ona öğrenmeyi öğretmek olmalıdır.
GERÇEK SEVGİ - 07/10/2016
Sevmeyi bilebilsek kavga ve savaşlar olmaz.
 Devamı
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 31° 25°
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68495.7077
Euro6.28036.3054