• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

DERNEĞİMİZ BANKA HESAP NUMARALARI

                   DERNEK YILLIK ÖDENTİSİ : 25 TL                                                    SANDIK BİRİKİM FONU AYLIK ÖDENTİSİ : 50 TL

DERNEK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5005   1402-Pozcu şubesi Mersin  İBAN :TR97 0001 00140264 4315 1250 05SANDIK HESABI :TC ZİRAAT BANKASI 64431512-5006   1402-Pozcu şubesi  Mersin  İBAN :TR70 0001 00140264 4315 1250 06
 

    AİDAT VE BAĞIŞLARINIZ

SEVGİLİ OKULDAŞLARIMIZ;
DERNEĞİMİZİN BÜNYESİNDE KURULMUŞ BULUNAN YARDIMLAŞMA SANDIĞIMIZDA
14 ÜYEMİZ VAR VE TOPLAM 31850 TL BİRİKİMİMİZ BULUNMAKTADIR.
BİZLER BİRİKİMİZ KARŞILIĞINDA
ALDIĞIMIZ BORÇ PARALARI FAİZSİZ OLARAK GERİ ÖDEMEKTEYİZ.
SADECE % 2 BAĞIŞ YAPMAKTAYIZ. BU DA SANDIĞIMIZIN GELİRİNİN ARTMASI İÇİNDİR.            
SİZLERİ DE HEM BİRİKİM YAPMAK,
HEM DE FAİZSİZ BORÇ PARA ALMAK İÇİN SANDIĞIMIZA ÜYE OLMAYA BEKLİYORUZ.



 
Üyelik Girişi
OKULDAŞLARIMIZ NERELERDE
BAL
 
  
 
 ALİ TÜRKOĞLU
 0533 7257144
          MERSİN
aliturkoglubalci@gmail.com
 
Gerçek BAL yemek
isterseniz 
Okuldaşlarımızdan 
Ali Türkoğlu'nun
 Ballarından
alınız. 
PETEK BAL:1 Kg:45 TL
SÜZME BAL:1KG:35 TL
 TOPTAN 1 TENEKE BAL :
650 TL OLARAK VERİLECEKTİR...  

BALIMIZ GARANTİLİDİR
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret291342
İNOX ÇELİK KAPILARI

 
 
  
 
 
  
 
 
 

 BURADA

HER GÜN

YAYIMLANACAK

REKLAMLARINIZA 

2014 YILI İÇİN

100(Yüz)TL.

ÜCRET

ALINACAKTIR

 

İSMET KADIĞOLU (BİR ÖĞRETMENİN ÖYKÜSÜ-1)



 
  
 
 
BİR ÖĞRETMENİN ÖYKÜSÜ-1


Okula başlama yaşı olan 7 yaş gelir çatar. Köyde okul yoktur. Yürüyerek 6 saat süren komşu köydeki okula gidilmesi gerekir. Köyde akrabalar var. O akrabalardan halakızının evinde kalınması için görüşülür. Amcaoğlu, dayının torunu ve bir komşunun oğlu olmak üzere 4 çocuk aynı yaştadırlar. Bunların doğumlarında 10, 12 ay gibi farklılıklar olsa da, askere beraber gitsinler diye aynı doğum tarihli yazılırlar. Bu dört çocuk için, okul olan köyde kalınacak evler ayarlanır.
Öykümüz, bu dört çocuktan birine ait. Diğer üç çocuk, okuma hayatını kısa kesmiş. Biri ilkokuldan sonra okumamış, biri ortaokuldan terk, diğeri liseyi bitirmiş. Öykünün sahibi okumaya devam etmiş. Ve hayalinde bile olmayan yerlere gelmiştir. Ben, yokluk, zorluk, güçlük içinde, okul olmadan ve köyde ilk üniversitede okuyan biri olarak geçtiğiniz yolların taşlarından bahseder misiniz dedim. Hoca başladı örnek olacak öyküsünü anlatmaya.

"Benim kalacağım ev okula diğer arkadaşların kalacağı evlerden daha uzaktı. Onlar öğle yemeklerine gelebiliyorlardı, benim ise öyle bir şansım yoktu. Her sabah okula gidiş yarım saat, akşamları eve dönüş yarım saat olmak üzere yürüyordum. Kaldığım evde çok iyi davranılıyordu. Ama ilkokul birinci sınıftaydım. Anne, baba, kardeş yok ve doğduğun evden 7 yaşında ayrılmış gurbettesin. Her gün sabahları okula giderken ve akşamları eve dönerken gizli gizli ağlıyordum. Hatta bir gün babamın teyzesinin kızı karşımdan geldi ve ağladığımı gördü. Niçin ağlıyorsun diye sorduğunda, gözüme çalı dokundu onun için gözüm sulandı dediğimi hatırlıyorum.

Okumanın gerekliliğini o yaşlarda bilmediğimizden derslere öğretmen korkusu ile çalışıyordum. Kaldığım evde benden 5 yaş büyük ve ilkokulu o sene bitirmiş Nasibe abla bana ablalık yapıyor ve her yere onun eteğinden tutup, onun peşinden gidiyordum ve o bana arkadaşlık ediyordu. Evde başka çocuk yoktu. Köyde elektrik yok. Kaldığım evde gazlı lamba bile yoktu. Şimdiki ismi şömine olan ocaklıkta odun yakılıp ısınılır, üzerinde bolca yakılan çıra ile aydınlanılırdı.
Çıranın ışığında ders yaparak, birçok günlerin sabahında ağlayarak okula gidip, ilkokulun birinci sınıfını bitirdim.

İkinci sınıfa geçtiğimde kendi köyümüze ilkokul açıldı. Evimizle okul arası çok uzaktı. Buna rağmen ikinci sınıfı köyümüzde okumak üzere kaydımı aldırdık. Allah'ın her günü, 2 saat gidiş, 2 saat dönüş olmak üzere günde 4 saat yol giderek kendi köyümüzde ikinci sınıfı tamamladım.
Evimiz derenin içinde. Yukarı baktığında sadece gökyüzü gözüken bir dere. Bu evden eşeklerin bile geçemediği, ancak keçilerin geçebileceği sarp dağ ve ormanlıktan geçerek okula gidiyordum. Her gün ve her öğrenci, okuldaki sobada yakılmak üzere ormandan, bir odun parçası getirmek durumundaydı.
Köyümdeki bu çekilemeyen zorluklar karşısında, üçüncü sınıfı halamın oğlu ile birlikte okumak, üzere halamın köyüne gittim. O köy şehre biraz yakındı ve daha rahat okuma ortamı vardı. Ormana ait araba yolu da vardı. Üçüncü sınıfı da orda tamamladım.
Dördüncü sınıfa geçtiğimde, şehirden biriyle ablam evlendi. Ve o sene de onlarda okumak üzere şehre geldim. Evin annesi, babası, abla ve enişte yani iki aileyle birlikte iki odalı bir evde 4. sınıfı da onlarda okudum.
Köye kaymakam gelir, köylünün dertlerini dinler ama köylü kadınlar kaymakamın ne olduğunu bilmezler. Onların bildiği, orman koruma memuru yani bakım memuru ve tütünün kontrollü ekimini sağlayan kolcu. Olsa olsa bir de öğretmen. Onun için kaymakama, kadınlardan biri, ay oğlum biraz daha okusan da bakım memuru olsan olmaz mıydı denir ya, bu mantıkla ben öğretmen olabilmek ve sınavlara girebilmem için, köy okulundan mezun olmam gerektiğinden beşinci sınıfı köyümüzde okumak üzere tekrar köye gittim. Ama sınavı kazanamadım ve ortaokula kaydımı yaptırdım.
Ortaokulun bir yılını ablamın yanında diğer iki seneyi de tek göz (odalı) evde kalarak tek başına okudum. Üçüncü sınıfta ablamın yanında kaldım. O yıllarda sene sonu okul bitirme sınavları olurdu. Bu bir ay falan sürerdi. Sınav zamanlarında, çiçek açmış ve içine girdiğinizde boyunuzdan daha yüksek ve sizi göstermeyen teyzemin marul tarlasında marulların içine girer ders çalışırdım. Sakin, sesten uzak olduğu için okuduğumu daha iyi anlardım. Çok güzel çalıştım ve bu çalışma sonucunda, ortaokuldan sonra Mersin öğretmen okulu sınavına girdim ve 400 kişi içinde okulu 12'nci olarak kazandım.

Öğretmen okulu yeni ve benim için o kadar lüks ki ömrümde görmediğim imkanlarla durmadan ders çalıştım. Para yok pul yok. Dışarı çıkma yok. Sinema yok. Çok çalışmamın sayesinde okulun en iyi öğrencisi oldum. Yatılı okullarda daha çok gündemde olur, çok çalışana inek denir. Bir gün Malatyalı, Ahmet isimli arkadaşım, bahçeden topladığı bir tutam otu kitaplarımın içine koymuştu.
Babam birinci sınıfa başlarken Nacar marka bir kol saati almıştı. Birkaç ay sonra lavaboda elimi yıkamak üzere saatimi çıkarıp ayna önüne koyduğumda unuttum ve saatimi çaldırdım. Babama bunu bildirmemeye çalıştım ama duymuş. Hastalık için bulunduğum ile gelen Çoban Osman dayı ile Hislon marka başka bir saat alıp göndermiş. Çoban dayı okula gelir ve danışmadan beni anons ettirir ve bekler. Beklerken de sırtını kalorifere dayayarak oturur.
Çoban dayı köye döndüğünde "Arkadaş o okulda gıbgırmızı ve ataş gibi yanan bir demir var, sırtımı ona dayadım esas yandım, okul o demirle ısıtılırmış" demiş.
O kadar "İneklemişim" ki ( Bu tabir arkadaşlarıma ait) okulda ikinci oldum. Ve bunun karşılığında son sınıfı, daha yüksek bir okulda okumak üzere Ankara'ya gönderildim. Bir yıl hazırlık lisesi, 4 yıl da üniversite olmak üzere 5 yıl meccanen (yatılı) okuyup mezun oldum" dedi.

 

 
 
 
 
 
Takvim
ATATÜRK

 ÖNDERİMİZ ATATÜRK

 ATATÜRK KÖŞEMİZ
İSTİKLAL MARŞI

GENÇLİĞE HİTABE
ANITKABİR
DEVRİMLERİ
İLKELERİ
HAYATI
RESİMLERİ

GÖÇER REKLAM

 

YARDIMLAŞMA SANDIĞI

 
YARDIMLAŞMA
 
SANDIĞI
 
SİZLERİ 
FAİZ
KISKACINDAN
KURTARIR.
 
DERNEĞİMİZİN
 
BÜNYESİNDE  
KURULAN
 
YARDIMLAŞMA 
SANDIĞINA 
ÜYE OL
 
SEN FAİZSİZ
KREDİ AL, 
BAŞKALARINA DA 
ÖNCÜLÜK ET..! 
 
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 18° 10°
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85193.8674
Euro4.52334.5414